Balıkesir’in sokaklarında dolaşırken en çok duyduğumuz şeylerden biri, hayat pahalılığının yarattığı o ağır yük. Tam da bu noktada, Büyükşehir Belediyesi’nin Sakarya Mahallesi’nde hayata geçirdiği “Yakın Mutfak”, sadece bir yemek noktası değil, mahallelinin nefes aldığı bir dayanışma kapısı olmuştu.
Ancak geçtiğimiz günlerde bu kapıya yapılan, camları ve gönülleri kıran o saldırı haberini aldığımızda hepimizin içi sızladı. İster istemez sorduk: Bir kap sıcak yemeğin, o kazanlarda kaynayan samimiyetin hiç mi hatırı yoktu?
İyiliğe Saldırmak Kimin İşine Yarar?
Ahmet Akın döneminde hız kazanan bu sosyal projeler, aslında siyasetin çok ötesinde bir ihtiyaca cevap veriyor. Emeklimiz orada karnını doyuruyor, öğrencimiz ders çıkışı oraya sığınıyor. Bu hizmetten rahatsız olmak, en başta bu şehrin insanına, o mahallenin komşuluk hukukuna yakışmadı.
Belki birileri bu projelerin başarısından, halktaki karşılığından rahatsız olmuş olabilir. Ama unutulmamalıdır ki; hizmetin rengi, partisi olmaz. Halkın yararına olan bir işe taş atmak, aslında o taşın kendi soframıza düşmesi demektir.
Kırılan Camlar Değil, Güven Olmasın
Evet, belediye ekipleri o camları bir günde takar, mutfağı yine pırıl pırıl yapar. Ancak bu tür olaylar, şehrimizin o güzel huzur iklimine zarar veriyor. Sosyal belediyeciliğin bu kadar güzel örnekleri verilirken, Balıkesir gibi bir “gönül şehrinde” böyle manzaralar görmek hepimizi üzüyor.
Bu çirkin saldırı, aslında bizlere bir şeyi daha gösterdi: Halk, kendi mutfağına sahip çıkıyor. Olayın duyulduğu andan itibaren mahallelinin gösterdiği sağduyu, bu tür provokasyonların amacına ulaşamayacağının en büyük kanıtı.
Temennimiz; bu tür hazımsızlıkların geride kalması ve Balıkesir’in sadece hizmetle, dayanışmayla ve o meşhur sofralarının bereketiyle anılmasıdır. Çünkü biz biliyoruz ki; sevgiyle kaynayan kazan, hiçbir engelle soğumaz.




